Anasayfa Yazarlar Mahmut Kudat Gayrimenkulde son durum...

Gayrimenkulde son durum...

5.9.2014

Nisan ayının başlarında, çiftçilerin ekonomik durumunu ve beklentilerini belirlemek üzere bir araştırma şirketinin TÜİK örnekleme verilerini dikkate alarak Türkiye’nin 7 bölgesinde 646’sı kadın 1292 çiftçi ile yüz yüze yaptığı araştırmada, “Zorunlu harcamalardan sonra elinizde para kalıyor mu?” sorusuna çiftçilerin yüzde 87,60’ı hayır yanıtını vermiş.



Ekonomisi büyük oranda tarıma dayalı olan bir ülkede, tarımın başkenti niteliğindeki Şanlıurfa’da da durum bundan farksız değil sanırım. Urfa’da, büyük tarım alanlarına sahip olanların dışında tarımdan tatmin edici bir gelir elde edenlerin sayısı şüphesiz Türkiye ortalamasının çok altında. Ektiği, biçtiği ile geçimini sağlayamadığı için kente göç eden, başka şehirlere çalışmaya giden çiftçi çocuklarının sayısının bu kadar fazla olması da tarımdan elde edilen gelirin geçinmeye yetmemesidir.



Son günlerini yaşadığımız yaz döneminde yaptığımız araştırmalara göre, Urfa’daki gayrimenkul sektörü büyük bir duraganlık dönemi yaşıyor. Sektör temsilcileri bu duraganlıkta çeşitli etkenler sayarken bunun başında siyasi nedenler yer alıyor. Hareketliliğin başlaması ise tarımsal gelirin ekonomiye dönmesine tarihleniyor. Yani, tarlada hasat bekleyen ürünler satılınca gayrimenkul sektöründe hareket yaşanacak.



Siyasi gelişmelere bakarak ekonomik yatırımlarına yön veren bir toplumun sosyo-ekonomik yönü incelendiğinde, bu tutumun sadece birikimlerine yön vermek isteyen yatırımcıların davranışı olduğu ortaya çıkmaktadır. Çünkü bu kesim elindeki sermayesini kimi zaman borsaya, kimi zaman altına-dövize kimi zaman ise gayrimenkule yatırarak değerlendirmektedir. Siyasi gelişmelerden etkilenen bu yatırım araçlarından en güvenlisi ise altın ve gayrimenkul olduğundan, sermaye de bu ikisi arasında gidip gelmektedir.



Urfa’da gayrimenkul fiyatlarının Türkiye genelinin aksine düşmesini anlamaya çalışırken, bu saydığımız hususları göz önünde bulundurmak gerekiyor. Urfa’da son yıllarda yapılan konutların büyük bölümü orta ve üst gelir sınıfın bütçesine hitabeden fiyatlarda seyrediyor. Alt gelir gurubunun konut ihtiyacına rağmen, 150-300 bin TL’den başlayan fiyatlarla müşteri bekleyen stoğun erimesi için ise fiyatlarda düşüşe gidilmesi tek çare olarak görülüyor.



Konuta olan yüksek talebe, fiyatlardaki yerinde saymaya hatta düşüşe rağmen sektörün yüksek fiyatlı lüks konutlar üretme eğilimi de bir süre daha devam edeceğe benziyor. Ancak daha uzun vadede, alt ve orta gelir gurubuna hitabeden sade ve genişçe konutların üretilmesi de kaçınılmaz olacaktır.



Gayrimenkul sektörüne olumsuz etki ettiği düşünülen TOKİ ve belediyenin konut üretimine devam etmesi, yeni cazibe alanlarının önünü açmaya devam edecek, özel sektör de bu gelişmeden payına düşeni alacaktır.



Her türlü değişime rağmen insanlar barınma ihtiyaçlarını gidermek için bütçelerine göre konut almak için çalışmaya devam edecek, sektör de ihtiyaçlara göre üretime devam edecektir.



Önemli olan sağlık diyerek, hayırlı işler, bol kazançlar dilerim.



 



 


Sosyal Ağlarda Paylaş